Paris gezisi tarifi ise şöyle;
malzemeler:
1- Erdem
2- Nilsu
3- Eren
4- Şefika
5- araba (kiralık da olabilir, biz öyle yaptık ama kendi arabanız varsa o da olur)
6- bol miktarda sandviç, çikolata, gofret vs.
7- bol miktarda boyalı su (aslında meyve suyu daha iyi olur ama biz boyalı su almışız onunla yaptık)
8- sponge bob'lı tost
9- meyve (elma, muz vs.)
yapılışı
akşamdan google maps kullanarak gideceğiniz otelin önüne kadar harita ve yol tariflerinin çıktısını alın. hava durumuna bakmak da gezinin tadına tat katacaktır. içecek ve yiyecekleri poşetlere hazırlayın. telefonunuzu erken bi saate kurun. sabah alarmla birlikte yataktan fırlayıp sponge bob'lı tostu hazırlayın (bu Nilsu'nun arabada uyanınca kahvaltı olarak yemesi için). giyinin ve yola düşün. google maps sağolsun, parisin göbeğine kadar elinizle koymuş gibi gidin ama Fransızların tabela anlayışı sağolsun, oteli bulamayın.. otelin civarlarında her gördüğünüz insana otelin açık adresini ve adını göstermenize rağmen kimse size tarif edemesin, Nilsu'nun deyimiyle herkes "doink doink" diye konuşsun :)
neyse buraları geçelim.. otelden Paris'in ayrıntılı ve güzel bir haritasını alıp Eyfel'e giden tramvaya binin,
tramvayda pavarotti (kuklası) size bir opera zevki yaşatarak, güzel karşılama dedirtsin.. Eyfel'e doğru yürürken 2 dakikada bir fotoğraf molası vermeyi ve her molada, sen benle, ben Nilsu'yla, Nilsu tek, Erenle ben, Erdem'le Nilsu ve saire tüm kombinasyonları çekmeyi unutmayın..
Eyfel'in tepesine çıkmak bu tarifde yok, onu uzun paris gezisi tarifinde kullanabilirsiniz, çünkü 150 kişilik sıranın gelmesini beklemek için Eyfel'e tüm gününüzü ayırmış olmanız gerekir. Eyfel'in karşısında bulunan Palais de Chaillot'a doğru yürüyün.
yürürken sık sık arkanıza dönüp Eyfel'in ne kadar güzel göründüğüne bakın. bu yolda da fotoğraf molaları verin. sarayın bahçesinde çimlere
oturup çikolata gofret ve saire yiyin.
buradan haritanıza bakarak Zafer Arkı'na doğru yürüyün. Bu Arc de Triomphe,
ünlü şanz elize (bunun Fransızcasını yazamıycaam) meydanının başında bulunmakta olup 12 tane yolun ortasında bir göbekte duruyor. onun bulunduğu göbeğe geçecek yaya geçidini bulmak mümkün olmadı, metro alt geçidinden geçmemiz gerektiğini düşündük, altlarda 1-2 kilometre yol yaptıktan sonra ark'ın şanz elize tarafından karşısına çıkabildik ancak, ama o da iyiydi :)
daha sonra mağazalardan mütevellit ünlü şanz elize'de boy gösterin. sağa sola bakının, vitrinleri inceleyin, ama sakın bişey almaya kalkmayın. daha sonra çok şık ve zarif hediyelik turistik incik boncuk ve saire bulabileceğiniz, tüm paranızı bırakmadan alabileceğiniz yerlere de gelicez, şanz elize alışveriş yeri diil, lütfen..
Şanz elize'nin sonunda büyük ve küçük sarayların önünden geçerek
Mısır'dan getirtilmiş tarihi bir dikili taşın da bulunduğu, bizi kendine hayran bırakan harika bir meydana gelinir. oradan boydan boya heykellerle donatılmış
Jardin de Tuileris de geçilerek Louvre Müzesine ulaşılır. ortasında bulunan cam piramidin tasarım ödülü aldığı birlikte gittiğiniz tasarımcı yiyeniniz sayesinde öğrenilir. cam piramitten
baksam Mona Lisa'yı görebilir miyim acaba denemeleri sonuç vermez :))
Louvre'nin bahçesinden hüzünle çıkılarak
Seine nehri kıyısından kıyısından Notre Dame Kilisesine
doğru ilerlenir. Kilise, nehrin ortasında bir ada üstünde olmasına rağmen, iki tarafa da çok yakın ve 8-10 tane köprü ile bağlanmış olduğundan ada hissi vermez. adada dolaşırken Nilsu'nun karnım çok acıktı demesi üzerine bende ipler kopar, Eren'in deyimiyle "Tilburg'dan beri rehberliğimizi yapan teyzem Nilsu açım diyince yönleri şaşırdı" halinde Nilsu'nun damak zevkine uygun bişey aranır. hanfendi hiç bişeyi beğenmez. biyerlerden tosta benzer bişey bulunur, Morokko'lu amca çok yardımcı olur, bi de yanına Fransa'nın ünlü krep arası nutellası alınır, Nilsu sadece açlığını bastıracak kadar yer. sabahtan beri evden getirilen sponge bob'lı tostu, bir kaç gofret, biraz muz, belki çikolata filan yemiştir. annesi bir daha Nilsu ile böyle bir geziye çıkmayacağını, çocuğunun yollarda harab olduğunu, evde oturup çocuğuna çorba yapması gerektiğini düşünür. ama yarın sabah gidilecek olan Almanya gezisinden kaçamaz, bir hafta sonunda 3 şehir gezme, festivale katılma ve arkadaşları görme fikrine hayır diyemez :((
Paris gezisi tarifi burda bitmedi, daha ikinci günü var, ama çook uzun bi yazı oldu zaten, gerisini sonra yazıyım bari. sabredip okuyan biri varsa çok teşekkürler :) Nilsum belki sen okursun bu yazıyı yıllar yıllar sonra, umarım o zaman beni arayıp, ya da yanıma gelip "anne çok güzel yazmışsın" veya "anne bu ne uzun yazı böyle zor okudum" filan bişeyler dersin :)
malzemeler:
1- Erdem
2- Nilsu
3- Eren
4- Şefika
5- araba (kiralık da olabilir, biz öyle yaptık ama kendi arabanız varsa o da olur)6- bol miktarda sandviç, çikolata, gofret vs.
7- bol miktarda boyalı su (aslında meyve suyu daha iyi olur ama biz boyalı su almışız onunla yaptık)
8- sponge bob'lı tost
9- meyve (elma, muz vs.)
yapılışı
akşamdan google maps kullanarak gideceğiniz otelin önüne kadar harita ve yol tariflerinin çıktısını alın. hava durumuna bakmak da gezinin tadına tat katacaktır. içecek ve yiyecekleri poşetlere hazırlayın. telefonunuzu erken bi saate kurun. sabah alarmla birlikte yataktan fırlayıp sponge bob'lı tostu hazırlayın (bu Nilsu'nun arabada uyanınca kahvaltı olarak yemesi için). giyinin ve yola düşün. google maps sağolsun, parisin göbeğine kadar elinizle koymuş gibi gidin ama Fransızların tabela anlayışı sağolsun, oteli bulamayın.. otelin civarlarında her gördüğünüz insana otelin açık adresini ve adını göstermenize rağmen kimse size tarif edemesin, Nilsu'nun deyimiyle herkes "doink doink" diye konuşsun :)
neyse buraları geçelim.. otelden Paris'in ayrıntılı ve güzel bir haritasını alıp Eyfel'e giden tramvaya binin,
Eyfel'in tepesine çıkmak bu tarifde yok, onu uzun paris gezisi tarifinde kullanabilirsiniz, çünkü 150 kişilik sıranın gelmesini beklemek için Eyfel'e tüm gününüzü ayırmış olmanız gerekir. Eyfel'in karşısında bulunan Palais de Chaillot'a doğru yürüyün.
yürürken sık sık arkanıza dönüp Eyfel'in ne kadar güzel göründüğüne bakın. bu yolda da fotoğraf molaları verin. sarayın bahçesinde çimlere
oturup çikolata gofret ve saire yiyin.buradan haritanıza bakarak Zafer Arkı'na doğru yürüyün. Bu Arc de Triomphe,
ünlü şanz elize (bunun Fransızcasını yazamıycaam) meydanının başında bulunmakta olup 12 tane yolun ortasında bir göbekte duruyor. onun bulunduğu göbeğe geçecek yaya geçidini bulmak mümkün olmadı, metro alt geçidinden geçmemiz gerektiğini düşündük, altlarda 1-2 kilometre yol yaptıktan sonra ark'ın şanz elize tarafından karşısına çıkabildik ancak, ama o da iyiydi :)daha sonra mağazalardan mütevellit ünlü şanz elize'de boy gösterin. sağa sola bakının, vitrinleri inceleyin, ama sakın bişey almaya kalkmayın. daha sonra çok şık ve zarif hediyelik turistik incik boncuk ve saire bulabileceğiniz, tüm paranızı bırakmadan alabileceğiniz yerlere de gelicez, şanz elize alışveriş yeri diil, lütfen..
Şanz elize'nin sonunda büyük ve küçük sarayların önünden geçerek
Jardin de Tuileris de geçilerek Louvre Müzesine ulaşılır. ortasında bulunan cam piramidin tasarım ödülü aldığı birlikte gittiğiniz tasarımcı yiyeniniz sayesinde öğrenilir. cam piramitten
baksam Mona Lisa'yı görebilir miyim acaba denemeleri sonuç vermez :))Louvre'nin bahçesinden hüzünle çıkılarak
doğru ilerlenir. Kilise, nehrin ortasında bir ada üstünde olmasına rağmen, iki tarafa da çok yakın ve 8-10 tane köprü ile bağlanmış olduğundan ada hissi vermez. adada dolaşırken Nilsu'nun karnım çok acıktı demesi üzerine bende ipler kopar, Eren'in deyimiyle "Tilburg'dan beri rehberliğimizi yapan teyzem Nilsu açım diyince yönleri şaşırdı" halinde Nilsu'nun damak zevkine uygun bişey aranır. hanfendi hiç bişeyi beğenmez. biyerlerden tosta benzer bişey bulunur, Morokko'lu amca çok yardımcı olur, bi de yanına Fransa'nın ünlü krep arası nutellası alınır, Nilsu sadece açlığını bastıracak kadar yer. sabahtan beri evden getirilen sponge bob'lı tostu, bir kaç gofret, biraz muz, belki çikolata filan yemiştir. annesi bir daha Nilsu ile böyle bir geziye çıkmayacağını, çocuğunun yollarda harab olduğunu, evde oturup çocuğuna çorba yapması gerektiğini düşünür. ama yarın sabah gidilecek olan Almanya gezisinden kaçamaz, bir hafta sonunda 3 şehir gezme, festivale katılma ve arkadaşları görme fikrine hayır diyemez :((Paris gezisi tarifi burda bitmedi, daha ikinci günü var, ama çook uzun bi yazı oldu zaten, gerisini sonra yazıyım bari. sabredip okuyan biri varsa çok teşekkürler :) Nilsum belki sen okursun bu yazıyı yıllar yıllar sonra, umarım o zaman beni arayıp, ya da yanıma gelip "anne çok güzel yazmışsın" veya "anne bu ne uzun yazı böyle zor okudum" filan bişeyler dersin :)
1 yorum:
Nilsummm..artık yemek yesen de biz hepimiz gezilerimiz de rahat etsek:))) Annen bu kadar yemek tarifi gibi yazı yazıyor,sen yemiyorsun..olmuyor,,olmuyor!!!!!
Yorum Gönder
Hoşgeldiniz :)