09 Kasım 2010

Tilburg'da sonbahar, sonbaharda Tilburg



Okulun ilk günü gayet güzel geçti. biz giderken Nilsu biraz boynunu büktü ama numara olduğu çok belliydi. döndüğümüzde bizim padişah bahçede bisikletin arkasına oturmuş, çocuklardan biri itiyor, biri çekiyordu.. karar verdiği gibi hiç konuşmamış, mesafeli durmuş, şöyle bir ortamı incelemiş. bakalım bu hafta nasıl olucak. doğum gününe kadar her hafta gidicek yarım gün, sonra da resmi olarak okula başlayacak bakalım.
bu arada Nilsu'dan inciler yazısında nasıl olmuş da unutmuşum dediğim inciler geldi aklıma. bir ara doktorculuk oyunu çok revaçtaydı, sürekli bebeklere bişeyler oluyor, doktora götürülüyorlardı, bebeklerden bi tanesinin çok ciddi bi hastalığı vardı, "boğazına gıdık kaçmış"tı. bi gün kanepenin üzerinde duran bebeği Eren'e gösterip "bu bebeğin üstüne oturma, çünkü onun boğazına gıdık kaçtı" demişti :))
bi ara "Alla allaaaa" en çok kullandığı şaşırma sözü olmuştu, ama yerine göre vurgusu değişiyor ve gerçekten çok güldürüyordu.
şimdilerde "öyle şey olmaz"ı çok kullanıyor. özellikle babasına karşı, babası ne zaman öpmek için Nilsu'ya yaklaşmaya kalksa "baba şimdi ipad'e bakıyorum öyle şey olmaz" diyor.
Büyükbabasının getirdiği kitaplardan bahsetmiştim, onları eline alıp uzuun uzun hikayeler anlatıyor. bugün anlattığı hikayede korsanlar "sehayet"e çıkıyorlardı :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Hoşgeldiniz :)